Bu Blogda Ara

29 Mart 2015 Pazar

Yüzük takmak sünnet midir, yüzük hangi parmağa takılmalı?







SORU

“Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yüzüğümü şu parmağa koymamı yasakladı -ve eliyle orta ve ondan sonra gelen (şehadet) parmağına işaret etti.- buyurdu.” [Müslim, Libas (2078); Tirmizi, Libas (1787)] Bir fetvanızda, işaret parmağına yüzük takılmasında sakınca olmadığını okudum. O halde bu hadisi nasıl anlamalıyız?




CEVAP

Zikrettiğiniz hadisi şerif Müslim’de sabittir. Hadisin varlığı açısından bir sıkıntı yoktur. Zikredilen hüküm ulema tarafından ‘tenzihen mekruh’ olarak tespit edildiği için gösterdiğiniz cevapta HARAM DEĞİLDİR ifadesi kullanılmıştır. Hassasiyetiniz için teşekkür ederiz. Allah Teâlâ rızasına ermeyi hepimize nasip buyursun.
Yüzük kullanmakla ilgili hadisi şeriflerin genelinden anlaşılan hususları şu şekilde özetleyebiliriz:

  • a- Yüzük kullanmak mubah bir iştir. Mubah olması da yüzük kullanmanın bir ibadet çeşidi olmadığını gösterir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yüzük kullanmıştır ama bu onun yemek yemesi gibi bir durumdur. İbadet maksatlı bir yüzük kullanma tavsiyesi olmamıştır. Kullanana nasihatlerde bulunmuştur. Yemek yiyen birine sağ elini kullanmasını emrettiği gibi bir durumdur bu.
  • b- Kadınlar altın veya başka bir madenden yüzük kullanabilirler. Erkeklerin ise altın yüzük kullanması caiz değildir.
  • c- Hangi ele takılacağı konusunda ise farklı bilgiler vardır. Sağı tercih eden görüşler daha uygun gibi durmaktadır. Sağ küçük parmak için en uygun denmesinde bir sakınca yoktur.

28 Mart 2015 Cumartesi

Yemen’de ne oluyor?

Yemen’de uzun süredir kirli bir savaş sürdürülüyor.. Yemen çok stratejik bir konumda. Çok zengin altın ve petrol kaynaklarına sahip. Önce Gat denilen bir uyuşturucuya alıştırıldı halk.. Sonra Lübnan Hizbullahının gölgesinde Husiler geldi bölgeye. Ve tabii ardından hemen Selefi grublar. Oyun başladı, “tavşana kaç, tazıya tut.” Bildik bir oyun, kontrollü bunalım stratejisi. Önce kriz üret sonra çözüm için gel. Önce hasta et, sonra ilaç sat.
Suudi Arabistan’la Husiler arasında birkaç yıldan bu yana  Suudi Arabistan sınır bölgesinde sıcak çatışmalar yaşanıyordu. Yani Suudiler Husilerle ilk kez karşı karşıya gelmiyor.. Bölgedeki Seleficilerin arkasında Suudiler, Şiilerin arkasında İran var. Eski Yemen yönetimi ise bir kısım aşiretlerle kurduğu çıkar ortaklığını ayakta tutmak adına bu çatışmayı, kontrollü bunalım stratejisinin malzemesi olarak kullanmaya çalıştı ve bu denge politikası bir yandan da ABD, İngiltere ve İsrail’in bölgeye yerleşmesini sağladı.
İran Suudi Arabistan’ın Yemen’e müdahalesine karşı çıkıyor ama, kendisi Husiler üzerinden Yemen’e müdahale edebiliyor.. Husiler dün Ali Muhsin’e karşı savaşıyordu. Daha sonra bugünkü Cumhurbaşkanı Hadi’ye karşı General Ali Muhsin Husilere yaklaştı. Ama Husiler Islah hareketinin, Ali Muhsin’in yaklaşımını istismar etti. Husilerin bugün geldiği yerde şimdiki Cumhurbaşkanı Hadi’nin çelişkili ve tutarsız politikası kadar Ali Abdullah Salih’in de payı var.
Yemen krizinde bugüne kadar 15.000’e yakın insan hayatını kaybetti. Bu arada Abdulmelik el Husi’nin öldürüldüğü ileri sürüldü. Suudi Arabistan’ın çağrısı üzerine oluşturulan koalisyona 10 ülke katılıyor.
Suudi Arabistan Yemen Cumhurbaşkanı Hadi’nin çağrısı üzerine Yemen’e girdi ve operasyona 10 ülke fiilen destek verirken, Türkiye de operasyonu siyasi olarak destekliyor. Hadi Cuhurbaşkanlığı konutundan ayrılarak güvenli bir yere çekilmiş durumda.. Koalisyon ülkeleri Suudi Arabistan’a hava, kara ve denizden destek sağlamaktadır.
Geline noktada geçmişte Suudilerin yanlış politikalarının payı olduğunu görmek gerek. Önceki kıral Yemen’deki Vehhabi grubları İhvan’a karşı destekledi. ABD bir yandan Şii Husilerin önünü açtı, öte yandan Selefi-Vehhabilerin önünü açtı. Bir yandan aşiretlerle siyasi ve ticari ilişkiler kurdu, öte yandan devletle masaya oturdu. Basını ve STK’ları yedeğine aldı. Ve olan oldu. Zaten istenen buydu..
2006 İsrail-Lübnan savaşı, Şiilerin Lübnan’a yerleşmesi için bir fırsat olmuştu.. İran Irak üzerinden Suriye ve Lübnan’a ulaşıyordu. Hizbullah Kudüs’ün kurtuluşu için öncü bir güç olarak İslam dünyasında bir marka haline getirilmeye çalışılıyordu.. Öte yandan Yemen’deki Zeydi gençler Lübnan’da eğitilerek tekrar Yemen’e gönderiliyordu. Böylece Ensarullah hareketi de siyasi arenada yerini alıyordu. Yemen bugün dini, mezhebi, ideolojik, politik anlamda bölünmüş vaziyette. Husiler Aden’e girmiş, Sana’ya hakim olmaya çalışmaktadır.
Yemen’de koalisyon parçalandı, uzlaşı metni hükümsüz hale geldi. Hükümet kontrolü kaybetti. İran ve Rusya Husilerin yanında. Bölgede ABD hâlâ etkin. Batılı ülkelerin donanmaları yanında  İran donanması da bölgede.. Suudi Arabistan, Mısır, Sudan, Pakistan, Ürdün, BAE, Kuveyt, Katar, Umman, Bahreyn birlikte hareket ediyor. Bu arada bir Arap barış gücü kurulması fikri atıldı ortaya, Arap Birliği’nin Kahire’deki dışişleri bakanları toplantısında.. Bu konuda nihai karar için Arap ülkeleri Riyad’da toplanacak.
Şimdi merak edilen, Yemen’de bundan sonra ne olacak. Koalisyon kara harekatı başlatacak mı? Husiler için yolun sonu mu? İran bu durum karşısında ne yapacak.. Sünni grublar Ali Muhsin’in geçici yönetimin başına geçmesini istiyorlar.. Bölgedeki İhvan ve  el Kaide bundan sonra ne yapacak!
İran, Irak ve Suriye’deki Şiiler üzerinden Suudi Arabistan’ı vurmaya kalkar mı? Suudiler  de İran’daki muhaliflerle kurduğu dirsek teması ile İran’ı kendi topraklarında köşeye sıkıştırabilir mi? Tabii aynı soru Suudi Arabistan için de geçerli. İran; Suudileri Mekke ve Medine’de ya da Şii bölgelerinde sıkıştırmaya kalkarsa durum ne olur?
Yemen jeopolitik ve jeostratejik açıdan son derece önemli. Çözüm çok kolay değil.  Yemen krizi bölge devletlerinde taşları oynatabilir. Gelişmeleri birlikte izleyeceğiz. Selâm ve dua ile.

                                                     Abdurrahman Dilipak  

                                                               Yeni Akit Gazetsi Yazarı